Rize Üniversitesi Matematik Kulübü

Rize Üniversitesi Matematik Kulübü tafından kurulan ve Üniversitemizdeki sosyal ve kültürel etkinliği artırmak amacı ile kurulmuştur.
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En son konular
» Pablo Picasso ve 4 rakamı
C.tesi Şub. 21, 2009 3:52 pm tarafından Admin

» kampüsün en güzel yeri
C.tesi Şub. 21, 2009 3:47 pm tarafından Admin

» Çekim Teknikleri
C.tesi Şub. 21, 2009 3:42 pm tarafından Admin

» özür sözcüğünü kirletmek
C.tesi Ara. 27, 2008 12:11 am tarafından rizelicauchy

» özrü kabahatinden büyük!!!
C.tesi Ara. 27, 2008 12:07 am tarafından rizelicauchy

» sözde soykırımı kabul kampanyası..
C.tesi Ara. 27, 2008 12:06 am tarafından rizelicauchy

» bu özür neye hizmettir???
C.tesi Ara. 27, 2008 12:03 am tarafından rizelicauchy

» MD 2003 III
Perş. Ara. 25, 2008 7:12 pm tarafından Admin

» MD 2003 II
Perş. Ara. 25, 2008 7:04 pm tarafından Admin

En iyi yollayıcılar
Admin
 
ésoo
 
rizelicauchy
 
beddik
 
nesrin6116
 
emredncr
 
İp Adresi
IP adresi

Paylaş | 
 

 özür sözcüğünü kirletmek

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
rizelicauchy
Yeni Üye
Yeni Üye


Mesaj Sayısı: 5
Yaş: 22
Kayıt tarihi: 22/12/08

MesajKonu: özür sözcüğünü kirletmek   C.tesi Ara. 27, 2008 12:11 am

Ümit Zileli - Düz Çizgi

Özür Sözcüğünü Kirletmek!..
Hayran olmamak elde değil!..

“Ermeni kardeşlerimden özür diliyorum” kampanyası toplumu karıştırdı, Ermeni diyasporası başta olmak üzere dışarıdaki mihrakları pek bir mutlu etti ya, hiç vakit kaybetmeden yeni bir “özür” istemi daha burnumuza uzatılıverdi!..

Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı TESEV, “Kürt Sorununun Çözümüne Dair Yol Haritası: Bölgeden Hükümete Öneriler” başlıklı bir araştırma yayımladı. Raporda son derece ilginç, çarpıcı öneriler yer alıyor. Örneğin, raporun amacını pek güzel anlatan bir tanesi şöyle:

- Devlet genelde topluma ve özelde Kürt halkına en azından bir özür borcu olduğunu unutmamalı…”

Nasıl buldunuz?.. Güneri Cıvaoğlu dün Milliyet gazetesindeki köşesinde yukarıdaki maddeyi şöyle yorumladı:

- Bunu Kandil’dekiler bile istemedi!..

Ama TESEV istedi!.. Üstelik daha neler neler istedi...

***

Önce kısaca TESEV’i anımsayalım…

Can Paker’in başkanlığındaki vakıf, daha önce de “ses getiren” raporlarla ilgiye mazhar olmuştu. Yani bu konuda pek başarılı!.. Can Paker aynı zamanda ünlü spekülatör, “renkli devrimlerin” parasal destekçisi George Soros’un kurduğu Açık Toplum Enstitüsü Türkiye Danışma Kurulu’nun da başkanı. Peki, bu enstitünün “Demokratikleşme Programı”nın başında kim var dersiniz?.. Etyen Mahçupyan!.. Mahçupyan aynı zamanda “Kürt Raporu”nun da moderatörü!.. Bakın Etyen Mahçupyan, bu raporla ilgili olarak ne diyor:

- Bu çalışma sırasında Demokratik Toplum Partisi (DTP) üzerimizde çok baskı kurmaya çalıştı… Yardım konusunda aşırı istekli tavırları için kendilerine teşekkür ediyoruz..

Bu açıklamadan ne anlıyoruz? Demek ki DTP’nin baskısı işe yaramamış. Bir de işe yarasaymış ne olurmuş acaba?.. Neyse, sanırım TESEV’i anımsadınız. Şimdi şu “çarpıcı rapor”dan bazı önerilere bakalım:

- Sivil ve demokratik olması gereken yeni bir anayasa yapılmalı ve bu anayasa “insan haklarının korunması” dışında “değiştirilmez ilkeler” barındırmamalıymış... Peki bu ne demek? Şu demek: Devletin laik niteliğini, Türkiye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğunu, bayrağı ve marşını, dilinin Türkçe, başkentinin Ankara olduğunu anlatan değiştirilemez maddelere elveda demek!..

- Yeni, anayasa “herhangi bir resmi ideolojiye atıfta bulunmamalıymış..” Yani, ******’e de elveda!..

- Okullarda okutulan “Türküm, doğruyum, çalışkanım” andı da kaldırılmalıymış. İnsan, “arkadaşlar şu Türk, Türkiye isimlerini toptan kaldırsak nasıl olur, diyememişler, şimdilik bu kadarıyla yetinmişler” hissiyle dolup taşıyor!..

Raporda daha pek çok inci var! Okuduğunuz zaman “Sevr’i çöpe atmaya hiç gerek yokmuş” diye düşünmeden edemiyorsunuz!.. Ama ben en çok “özür” istemine takıldım…

- Bir sözcük bu kadar mı kirletilir, pes!..

Büyükelçi

Suriye’nin daveti üzerine Şam’a giden Türk gazeteci heyeti büyükelçiliğimizi de ziyaret ediyor. Güneş gazetesi yazarı Rıza Zelyut, büyük kabul salonunda ****** resmi olmadığını görünce Büyükelçi Yaşar Halit Çelik’e soruyor. Aldığı yanıt şöyle:

- Efendim bu salona ****** resmi koymadık, çünkü gerek görmedik!.. Artık bu işleri aşmalıyız. Avrupa’da devlet adamlarının resmi olmaz kabul salonlarında. Sadece kral ve kraliçelerinki bulunur… Bu çağda ****** resmiyle uğraşmak doğru değil. Başka şeylere bakalım!..

Zelyut, “İyi ama ****** bir devlet adamından öte, bir kurucu lider” diye itiraz edince büyükelçi kestirip atıyor:

- Kurucu lider olabilir ama kabul salonunda resmi şart değil…

Pekiii, büyükelçi hazretleri bu müthiş mantık içeren derin konuşmayı nerede yapıyor?.. Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan’ın resimlerinin özenle yerleştirildiği bir masanın önünde!.. Elçinin mantığına göre, bu durumda Gül ve Erdoğan kral (yoksa padişah mı demeliyim!) statüsüne yükselmiş oluyor!.. Eğer öyleyse o mantığa göre;

- Büyükelçi, padişahın bendesi olmuş olmuyor mu?..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 

özür sözcüğünü kirletmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Rize Üniversitesi Matematik Kulübü :: Gündem :: Güncel Haberler ve Yorumlarınız-